Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî 1207'de, bugün Afganistan sınırları içinde kalan Belh'te doğdu. Ailesi Moğol tehdidi büyürken batıya göç etti; yıllar süren bir yolculuğun ardından Konya'ya yerleştiler. Babası Bahâeddin Veled'in ölümünden sonra onun yerine ders vermeye başladı. 1244'te Şems-i Tebrîzî ile karşılaşması hayatını ikiye böldü: medresenin âlimi, şiirin şairine dönüştü. 17 Aralık 1273'te Konya'da öldü. Ölüm gecesini ayrılık değil kavuşma saydığı için o geceye Şeb-i Arûs, yani "düğün gecesi" denir.
Geride altı ciltlik Mesnevî, şiirlerinin toplandığı Divân-ı Kebîr ve sohbetlerinin derlendiği Fîhi Mâ Fîh kaldı. Aşağıdaki sözlerin çoğu Mesnevî'nin ilk defterinden. Beyitlerin Türkçesi çevirmene göre değiştiği için sözcükler kaynaktan kaynağa küçük farklar gösterebilir.
Mesnevî'nin ilk beyitleri: neyin feryadı
Mesnevî, kamışlıktan koparılmış bir neyin ağzından açılır. Ney burada insandır: aslından ayrı düşmüş ve o ayrılığın sesiyle konuşan bir varlık.
1. "Dinle, bu ney nasıl şikâyet ediyor; ayrılıkları nasıl anlatıyor." (Mesnevî, I. defter) — Kitabın ilk mısrası. Bütün eserin konusu tek kelimede toplanır: ayrılık.
2. "Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek de kadın da inledi." (Mesnevî, I. defter) — Ney ses verebiliyorsa, koparıldığı için verir. Acı burada bir kusur değil, konuşma yeteneğinin kendisidir.
3. "Ayrılıktan parça parça olmuş bir göğüs isterim ki özlem derdini ona açayım." (Mesnevî, I. defter) — Derdi anlatmak için değil, anlaşılmak için muhatap aranır.
4. "Aslından uzak düşen kimse, yeniden kavuşacağı zamanı arar durur." (Mesnevî, I. defter) — Mevlânâ'nın bütün öğretisinin özeti sayılan beyit.
5. "Ben her toplulukta inledim; kötü hâlliyle de iyi hâlliyle de eş oldum." (Mesnevî, I. defter) — Ney kimseyi ayırmaz, herkesin yanında aynı sesi çıkarır.
6. "Herkes kendi anlayışınca benim dostum oldu; içimdeki sırları araştırmadı." (Mesnevî, I. defter) — İnsanın karşısındakini değil, kendi tahminini sevmesi.
7. "Benim sırrım feryadımdan uzak değildir; ama her gözde onu görecek nur, her kulakta işitecek güç yoktur." (Mesnevî, I. defter) — Sır saklanmıyor; görecek göz eksik.
8. "Beden candan, can bedenden gizli değildir; ne var ki canı görmeye izin yoktur." (Mesnevî, I. defter) — En yakındaki şey çoğu zaman en görünmez olandır.
9. "Neyin sesi ateştir, hava değil; kimde bu ateş yoksa yok olsun." (Mesnevî, I. defter) — Sözü söz yapan şey nefes değil, arkasındaki yanıştır.
Mesnevî'nin başka yerlerinden
10. "Gönüldeşlik dildeşlikten yeğdir." (Mesnevî, I. defter) — Aynı dili konuşmak anlaşmaya yetmez; aynı şeyi duymak gerekir.
11. "Su geminin içine girerse gemiyi batırır; geminin altındaki su onu yüzdürür." (Mesnevî) — Dünya malı yerinde durduğu sürece taşır, içeri sızdığı anda batırır.
12. "Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım." (Türkçede Mevlânâ'ya atfedilen en yaygın söz) — Tekrarın değil tazelenmenin savunusu.
13. "Nerede bir harabe varsa orada define umudu vardır." (Mesnevî'ye dayandırılır) — Kırılmış olan, onarılabilir olandır.
14. "Kamışlıktan kesilmeseydi ney, ne ses verirdi ne dinleyeni olurdu." (Ney bölümünün özeti olarak anılır) — Olgunlaşmanın bir bedeli vardır.
Sohbetlerinden ve şiirlerinden
15. "Aynı yolda yürüyen iki kişiden biri yorulursa, öteki yavaşlar." (Fîhi Mâ Fîh'in yoldaşlık bahsinden) — Yoldaşlık hızdan önce gelir.
16. "Bir şeyi bilmek başka, o şey olmak başkadır." (Fîhi Mâ Fîh) — Bilgi ile hâl arasındaki fark.
17. "Kandil söner ama ışık sönmez." (Divân-ı Kebîr'in ölüm şiirlerinden) — Ölümü yok oluş saymayan bakış.
18. "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayın; bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir." (Divân-ı Kebîr) — Şeb-i Arûs anlayışının kaynağı.
19. "Sözün özü suskunlukta gizlidir." (Divân-ı Kebîr'de sık geçen bir motif) — Şiirlerinde "Hâmûş", yani "susan" mahlasını seçmesinin sebebi.
20. "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol." (Türkçede geleneksel olarak Mevlânâ'ya atfedilir) — Türkiye'de en çok bilinen sözü. Kaynağı Mesnevî'de tek bir beyte bağlanamaz.
Ona ait olmayan meşhur sözler
Mevlânâ, Türkçede en çok yanlış alıntı yapılan isimlerden biri. En sık karıştırılanlar:
- "Gel, gel, ne olursan ol yine gel." Konya'daki türbenin girişinde de yazan
bu dörtlük Mevlânâ'ya değil, ondan yaklaşık iki yüzyıl önce yaşamış Ebû Saîd Ebü'l-Hayr'a dayandırılır.
- "Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez." Aynı
benzetme birçok kültürde var; Mevlânâ'nın bir eserinde bu cümleyle geçmez.
- İngilizceden Türkçeye geri çevrilen "Rumi sözleri". Batıda yayılan serbest
çevirilerin bir bölümü şiirin kendisi değil, çevirmenin yorumudur; Türkçeye yeniden çevrilince Mevlânâ'nın ağzından çıkmış gibi görünür.
Bir sözü paylaşmadan önce hangi kitaptan geldiğine bakmak, o sözü söyleyene gösterilebilecek en sade saygı.

