Açlık, yeme ihtiyacı duyma hâlidir. Aç sözcüğünden türemiştir.
Kelimenin anlamları
1. Bireysel — yeme ihtiyacı duyma hâli. 2. Toplumsal — yeterli gıdaya erişememe durumu. Bu anlamda açlık bir kıtlık sorununu adlandırır. 3. Mecazi — bir şeye duyulan yoğun istek: bilgi açlığı, başarı açlığı.
Açlık ve iştah
İkisi karıştırılır. Açlık fiziksel bir ihtiyaçtır ve vücut onu sinyallerle bildirir. İştah ise yeme isteğidir ve kokuyla, görüntüyle ya da alışkanlıkla uyanabilir. Kişi aç olmadan iştah duyabilir; hasta biri ise aç olduğu hâlde iştahsız olabilir.
Cümle içinde kullanımı
- Akşama kadar bir şey yemeyince açlık iyice belirginleşti.
- Kuraklık bölgede açlık tehlikesi doğurdu.
- Öğrencinin bilgi açlığı hocalarının dikkatini çekmişti.
- Açlık grevi üçüncü haftasına girdi.
- Uzun yolculukta açlıktan çok susuzluk zorladı.
Kalıp kullanımlar
- Açlık grevi — bir talebi duyurmak için yemeyi bırakma eylemi.
- Açlık sınırı — temel gıda ihtiyacını karşılamaya yetmeyen gelir
düzeyi.
- Açlıktan ölmek — abartma yoluyla çok acıkmayı anlatır.
Yakın anlamlı kelimeler
Kıtlık, yoksunluk ve iştahsızlık ilişkili kavramlardır. Kıtlık gıdanın bulunmamasını anlatır; açlık ise kişinin durumudur. Karşıtı tokluktur.
Akılda kalan bir ayrıntı
Türkçede -lık eki bir hâli ya da durumu adlandırır: açlık, yorgunluk, yalnızlık. Aynı ek başka sözcüklerde bir yeri ya da nesneyi üretir (kitaplık, tuzluk); hangisinin geçerli olduğunu eklendiği kök belirler.
Açlık ve kültür
Açlık yalnız bir ihtiyaç değil, pek çok toplumda bir dayanışma konusudur: aşevleri, iftar sofraları ve gıda bankaları hep aynı fikirden doğar. Türkçede "komşusu açken tok yatan bizden değildir" sözü de bu düşünceyi en kısa hâliyle anlatır.
