Anane, kuşaktan kuşağa aktarılan alışkanlık ve uygulamaların tümüdür. Arapça kökenlidir ve gelenek sözcüğüyle aynı anlamı taşır.
Kelimenin anlamı
Anane, bir topluluğun "biz bunu böyle yaparız" dediği şeyleri kapsar: bayram âdetleri, düğün uygulamaları, yemek alışkanlıkları. Yazılı değildir; yaparak ve görerek aktarılır. Bu yönüyle kanundan ve kuraldan ayrılır.
Gelenek, görenek, töre ve anane
Dördü iç içe geçmiş sözcüklerdir ama bağlayıcılıkları farklıdır. Görenek en gevşeğidir: görerek edinilen alışkanlıktır. Anane ve gelenek aktarımı vurgular. Töre ise en katı olanıdır; uyulmadığında toplumsal yaptırımı vardır.
Cümle içinde kullanımı
- Bayram sabahı büyükleri ziyaret etmek ailenin ananesiydi.
- Ananelerine bağlı ama yeniliğe de açık bir topluluktu.
- Eski metinde anane sözcüğü gelenek anlamında kullanılmıştı.
- Düğün ananeleri köyden köye değişiyordu.
- Bu ananenin nereden geldiğini kimse tam bilmiyordu.
Yakın anlamlı kelimeler
Gelenek, görenek, töre ve âdet yakın anlamlıdır. Âdet tek tek uygulamaları anlatır; anane onların bütününü. Bugün resmî ve günlük dilde gelenek tercih edilir.
Akılda kalan bir ayrıntı
Anane, Arapçada "aktarmak, rivayet etmek" anlamındaki bir kökten gelir. Yani sözcüğün içinde uygulamanın kendisi değil, AKTARILMASI fikri vardır: bir şeyi anane yapan, kuşaklar boyu elden ele geçmesidir.
Anane nasıl yaşar
Bir uygulamanın anane sayılması için iki şey gerekir: tekrarlanması ve aktarılması. Tek bir kuşağın yaptığı şey ananeye dönüşmez; ancak çocuklar onu görüp sürdürdüğünde bir anane doğar. Bu yüzden ananeler, aktarımın kesildiği yerde sessizce sona erer.
