Avare, belirli bir işi ve amacı olmadan dolaşan kişidir. Farsça kökenlidir.
Kelimenin anlamı
Avarede iki şey birden vardır: AMAÇSIZLIK ve DOLAŞMA. Kişi bir yere gitmiyor, bir iş yapmıyor; yalnızca vakit geçiriyordur. Sözcük bazen eleştiri taşır ("avare avare dolaşma"), bazen de kaygısız bir özgürlüğü anlatır ("avare bir yaz günü").
Cümle içinde kullanımı
- Bütün öğleden sonrayı sahilde avare geçirdi.
- Avare avare dolaşmaktan başka bir şey yapmadı.
- İşten çıkınca kendini bir süre avare hissetti.
- Sokakta avare bir kedi peşine takılmıştı.
- Tatilin ilk günleri hep böyle avare geçerdi.
Kalıp kullanımlar
- Avare avare dolaşmak — amaçsızca gezinmek. İkileme, hâlin sürekli
olduğunu vurgular.
- Avare kalmak — yapacak iş bulamamak, boşta kalmak.
Yakın anlamlı kelimeler
Aylak, başıboş, serseri ve boşta yakın anlamlıdır. Aylak işsizliği vurgular. Serseri ise ağır bir sözcüktür ve olumsuzluk taşır; avare onun kadar sert değildir. Karşıtı meşgul ve işli olmaktır.
Akılda kalan bir ayrıntı
Avare, Türkçede hem sıfat hem zarf olarak kullanılabilen sözcüklerdendir: "avare bir adam" (sıfat) ve "avare dolaştı" (zarf). Bu esneklik, Farsçadan geçen pek çok sözcükte görülür.
Sözcüğün tonu
Avare, bağlamına göre yön değiştiren sözcüklerdendir. Bir anne çocuğuna "avare avare dolaşma" derken eleştirir; bir yazar "avare bir yaz" derken özlem anlatır. Aynı hâl, kimin ağzından çıktığına göre kusur ya da ayrıcalık sayılır.
