Bacak, insan ve hayvan gövdesinin yürümeyi sağlayan uzvudur. Kalçadan ayak bileğine kadar uzanan bölümü kapsar.
Kelimenin anlamları
1. Vücut — kalçadan bileğe kadar olan uzuv. 2. Eşya — masa, sandalye ve dolapların ayakları. "Masanın bacağı gevşemiş." 3. Bölüm — bir yolculuğun ya da turnuvanın ayakları. "Kupanın ilk bacağı deplasmanda oynandı."
Bacak ve ayak
İkisi karıştırılır. Bacak kalçadan bileğe kadardır ve uyluk ile baldırı içerir. Ayak ise bileğin altında kalan, yere basılan kısımdır. Doktor dilinde bu ayrım özenle korunur, günlük konuşmada gevşer.
Cümle içinde kullanımı
- Uzun yürüyüşten sonra bacakları ağrıdı.
- Sandalyenin bir bacağı kısaydı, masa sallanıyordu.
- Turnuvanın ikinci bacağı gelecek hafta oynanacak.
- Bacaklarını uzatıp koltuğa yaslandı.
- Kedinin arka bacağında küçük bir yara vardı.
Deyimler ve kalıp kullanımlar
- Bacak kadar boy — küçücük olduğu hâlde büyük laf eden.
- Bacak bacak üstüne atmak — rahatça oturmak.
- Bacakları kesilmek — yorgunluktan ya da korkudan takatsiz kalmak.
Yakın anlamlı kelimeler
Baldır, uyluk ve ayak ilişkili sözcüklerdir ama eş anlamlı değildir: baldır dizin altı, uyluk dizin üstüdür; ikisi birlikte bacağı yapar.
Akılda kalan bir ayrıntı
Eşyaların ayaklarına neden "bacak" dendiği düşünülünce mantık ortaya çıkar: masayı ayakta tutan uzun parçalar, gövdeyi taşıyan bacaklara benzetilmiştir. Aynı benzetme pek çok dilde vardır ve mobilya adlarının çoğu insan bedeninden alınmıştır: kol, sırt, ayak, baş.
