Bıçak, kesmeye yarayan, sap ve ağızdan oluşan araçtır. Türkçenin eski sözcüklerindendir.
Yapısı
Bıçağın iki parçası vardır: ağız (kesen metal bölüm) ve sap (elle tutulan kısım). Ağzın keskinliği zamanla azalır ve bileylenerek geri kazanılır. Kör bir bıçak, sanılanın aksine daha tehlikelidir: kesmek için daha çok kuvvet gerektiği için el kayma riski artar.
Türleri
- Ekmek bıçağı — tırtıklı ağız.
- Şef bıçağı — geniş ve ağır, doğrama için.
- Meyve bıçağı — küçük ve ince.
- Çakı — kapanan, cepte taşınan bıçak.
Cümle içinde kullanımı
- Bıçağı bileylemeden ete başlamadı.
- Ekmek bıçağının ağzı tırtıklıydı.
- Bıçağı sapından tutmak gerekir.
- Karar bıçak sırtıydı, en küçük ayrıntı sonucu değiştirebilirdi.
- Artık bıçak kemiğe dayanmıştı.
Deyimler ve kalıp kullanımlar
- Bıçak sırtı — dengesi çok ince olan durum.
- Bıçak kemiğe dayanmak — dayanma sınırına gelmek.
- Bıçak gibi kesmek — bir işi birden bitirmek.
- Bıçağı sapından tutmak — işi doğru yerden kavramak.
Yakın anlamlı kelimeler
Çakı, satır, hançer ve kama yakın araçlardır. Çakı kapanır, satır ağırdır ve doğramak içindir, hançer ile kama ise silahtır.
Akılda kalan bir ayrıntı
Bursa, Sürmene ve Yatağan gibi yerler bıçakçılığıyla tanınır; bu yörelerde üretilen bıçaklar kendi adlarıyla anılır. El işçiliğine dayanan bu zanaat pek çok yerde babadan oğula geçmiştir.
