Boğaz, ağız ile yemek borusu arasındaki geçittir. Türkçenin eski sözcüklerindendir ve pek çok alana yayılmıştır.
Kelimenin anlamları
1. Vücut — yutak; ağızdan yemek borusuna giden bölüm. 2. Coğrafya — iki denizi bağlayan dar su yolu. 3. Dar geçit — dağlar arasındaki sıkışık yol. 4. Masraf — yeme içme gideri. "Ev halkının boğazı."
Dört anlamın ortak yanı DARALMA fikridir: geniş bir yerden dar bir yere geçiş.
Cümle içinde kullanımı
- Soğuk havada boğazı ağrıdı.
- Gemi boğazdan yavaşlayarak geçti.
- Dağların arasındaki boğazdan geçen dar bir yol vardı.
- Kalabalık bir evin boğazı kolay doymaz.
- Boğazına bir şey kaçınca öksürdü.
Deyimler ve kalıp kullanımlar
- Boğazına düşkün — yemeye içmeye meraklı.
- Boğaz derdi — geçim, karın doyurma kaygısı.
- Boğazından geçmemek — başkasının aç olduğunu bilerek yiyememek.
- Boğaz boğaza gelmek — şiddetle tartışmak.
Yakın anlamlı kelimeler
Yutak, gırtlak ve kanal yakın sözcüklerdir. Gırtlak ses tellerinin bulunduğu bölümdür ve boğazın bir parçasıdır. Coğrafyada kanal insan eliyle açılır, boğaz ise doğaldır.
Akılda kalan bir ayrıntı
Sözcüğün coğrafya anlamı Türkçeden pek çok dile geçmemiştir ama tersi olmuştur: İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı dünya dillerinde kendi adlarıyla anılır. Türkiye'de "Boğaz" tek başına söylendiğinde çoğunlukla İstanbul Boğazı anlaşılır.
Yakın anlamlı kelimeler (ek)
Coğrafyada kanal insan eliyle açılırken boğaz doğaldır; geçit ise kara üzerindeki dar yolu anlatır.
