Bulgu, araştırma ya da inceleme sonunda elde edilen sonuçtur. Bulmak fiilinden türemiştir.
Ayırt edici özelliği
Bulgu bir GÖRÜŞ değildir, bir SAPTAMADIR: ölçülmüş, gözlenmiş ya da kaydedilmiş bir şeydir. Bu yüzden bilimsel yazıda bulgular ile yorum bölümü ayrı ayrı yazılır — önce ne bulunduğu, sonra bunun ne anlama geldiği anlatılır.
Nerelerde kullanılır
- Bilim — araştırmanın sonuçları. "Çalışmanın bulguları şöyle."
- Tıp — muayenede saptanan nesnel işaret.
- Hukuk — soruşturmada elde edilen maddi veri.
- Arkeoloji — kazıda çıkan eser ve izler.
Cümle içinde kullanımı
- Araştırmanın bulguları beklentiyi doğrulamadı.
- Kazıda çıkan bulgular müzeye teslim edildi.
- Raporda bulgular ile yorumlar ayrı bölümlerdeydi.
- Muayenede dikkat çeken bir bulgu yoktu.
- Yeni bulgular eski görüşü tartışmaya açtı.
Bulgu ve belirti
Tıpta ikisi ayrılır. Belirti hastanın ANLATTIĞIDIR (ağrı, yorgunluk); bulgu ise hekimin SAPTADIĞIDIR (ateş, tahlil sonucu). İlki özneldir, ikincisi ölçülebilir.
Yakın anlamlı kelimeler
Veri, sonuç, saptama ve kanıt yakın kavramlardır. Veri ham bilgidir; bulgu ise o verinin incelenmesinden çıkar. Kanıt bir iddiayı desteklemek için kullanılır — her bulgu kanıt olarak kullanılmayabilir.
Cümlede dikkat
Gazete haberlerinde "bulgulara göre" ifadesi sık geçer ama bir bulgunun tek başına bir sonucu kanıtlaması nadirdir. Bilimsel metinlerde bu yüzden bulgu her zaman yöntemiyle birlikte anlatılır.
