Cesaret, tehlike ya da güçlük karşısında geri adım atmama gücüdür. Korkunun hiç duyulmaması değil, korkuya karşın doğru olanı yapabilmektir; bu ayrım kelimenin anlamının merkezinde durur.
Kelimenin Anlamları
1. Güç bir işe girişme gücü, yüreklilik: Herkesin sustuğu yerde konuşacak cesareti vardı. 2. Tehlike karşısında yılmama: İtfaiyeciler büyük bir cesaretle içeri girdi.
Cümle İçinde Kullanımı
- Hatasını kabul etmek de bir cesaret ister.
- Cesaretini toplayıp sahneye çıktı.
- Denemeye cesaret edemediği için hep aynı yerde kaldı.
- Küçük bir çocuğun bu kadar cesaret göstermesi herkesi şaşırttı.
Deyimler ve Kalıp Kullanımlar
- Cesaret vermek: Birini yüreklendirmek, destek olmak.
- Cesaretini toplamak: Kendini bir işe girişmeye hazırlamak.
- Cesaretini kırmak: Birinin isteğini ve gücünü söndürmek.
- Cesaret etmek: Bir işi göze almak.
Yakın ve Karşıt Kelimeler
Yakın anlamlılar: yüreklilik, yiğitlik, mertlik, gözü peklik. Karşıtı korkaklık ve çekingenlik kelimeleridir. Atılganlık cesarete yakındır ama ölçüsüz olduğunda pervasızlık sınırına geçer; cesaretten farkı da budur.
Kullanım Notu
Cesaret, bir kişilik özelliği olarak olumlu bir kelimedir. Ancak sonucu düşünmeden hareket etmeyi anlatmak için değil, bilerek göze almayı anlatmak için kullanılır. Düşünmeden atılmak için pervasızlık ya da körü körüne atılganlık daha doğru bir anlatımdır.
