Ahtapot ne demek?
Ahtapot, denizlerde yaşayan, sekiz kollu, iskeletsiz bir yumuşakçadır. Kollarının alt yüzündeki vantuzlarla yüzeylere yapışır; kemiği olmadığı için gövdesinin sığabildiği her delikten geçebilir.
Kelimenin bir de mecazi kullanımı vardır. Bir alanı her yandan saran, tutunduğu yeri kolay kolay bırakmayan yapılar için ahtapot benzetmesi yapılır. Gazete dilinde "kollarını her yana uzatmış" kalıbıyla birlikte sık geçer.
Cümle içinde kullanımı
- Dalgıç, kayanın altındaki oyuğa saklanan ahtapotu ilk bakışta fark etmedi.
- Ahtapot rengini bir saniyeden kısa sürede değiştirip kumun dokusuna büründü.
- Balıkçı, ağa takılan küçük ahtapotu denize geri bıraktı.
- Şirketin sektördeki bağlantıları ahtapot gibi her yana uzanıyordu.
- Çocuk annesine ahtapot gibi sarılmıştı, kimse ayıramadı.
Deyimler ve kalıp kullanımlar
- Ahtapot gibi sarılmak — birini ya da bir şeyi sımsıkı tutup bırakmamak.
- Ahtapot gibi kollarını uzatmak — bir yapının her alana yayılması. Genellikle
olumsuz bir anlam taşır.
Yakın kelimeler
Ahtapot bir tür adıdır, bu yüzden tam bir eş anlamlısı yoktur. Bilimsel metinlerde oktopus biçimi kullanılır. Aynı aileden akrabaları mürekkep balığı ve kalamardır; üçü birden kafadanbacaklılar arasında sayılır.
Akılda kalan bir ayrıntı
Ahtapotun üç kalbi vardır: ikisi solungaçlara, biri gövdenin geri kalanına kan pompalar. Kanına rengini veren madde demir değil bakır taşır, bu yüzden kan kırmızı değil mavimsidir. Hayvan yüzmeye başladığında gövdeye kan pompalayan kalp durur; ahtapotların yüzmek yerine deniz tabanında yürümeyi tercih etmesinin sebeplerinden biri budur.
