Ajite, kışkırtılmış ya da aşırı huzursuz duruma getirilmiş demektir. Fransızca agité biçiminden gelir; kökeninde "sallamak, kımıldatmak" fikri vardır.
Ajite etmek ve ajite olmak
Sözcük tek başına kullanılmaz, iki kalıpla yaşar.
1. Ajite etmek — birini ya da bir topluluğu duygularını kullanarak kışkırtmak. Eylemi yapan dışarıdaki kişidir ve çoğu zaman bilerek yapar. 2. Ajite olmak — sakinliğini yitirip huzursuzlanmak. Burada kişi eylemin yapanı değil, yaşayanıdır.
Cümle içinde kullanımı
- Konuşmacı, kalabalığı ajite etmek yerine sakinleştirmeyi seçti.
- Haberi duyunca ajite oldu, bir süre yerinde duramadı.
- Tartışma programında konukları ajite eden sorular soruluyordu.
- Hasta gece boyunca ajite kaldı, sabaha doğru uyuyabildi.
- Gereksiz ayrıntılarla ekibi ajite etmenin kimseye faydası yoktu.
Tıptaki kullanımı
Tıp dilinde ajite, hastanın aşırı huzursuz ve yerinde duramaz hâlini anlatır. Burada kışkırtan biri yoktur; sözcük doğrudan kişinin durumunu gösterir. Bu kullanım günlük dildeki anlamdan ayrı düşünülmelidir.
Yakın anlamlı kelimeler
Kışkırtmak, tahrik etmek, provoke etmek ve galeyana getirmek yakın anlamlıdır. Provoke etmek kasıtlı olanı vurgular, galeyana getirmek ise kalabalığı ve coşkuyu anlatır. Karşıtı yatıştırmak ve sakinleştirmektir.
Akılda kalan bir ayrıntı
Aynı kökten gelen ajitasyon sözcüğü, hem siyasal kışkırtmayı hem tıpta huzursuzluk durumunu karşılar. Sözcüğün iki ayrı alanda yaşamasının sebebi kökenindeki "sallanma, kımıldama" fikridir.
