Aşevi, ihtiyaç sahiplerine ücretsiz sıcak yemek dağıtılan yerdir. Aş (yemek) ve ev sözcüklerinin birleşmesinden oluşur.
Kelimenin anlamı
Aşevini lokantadan ayıran şey amacıdır: kâr güdülmez, yemek karşılıksız verilir. Belediyeler, vakıflar ve dernekler tarafından işletilir. Bazı aşevleri yerinde yemek verir, bazıları ise evlere dağıtım yapar.
İmaretin devamı
Aşevinin tarihsel karşılığı imarettir. Osmanlı döneminde imaretler çoğunlukla bir külliyenin parçasıydı: cami, medrese ve imaret bir arada kurulur, giderler vakıf gelirleriyle karşılanırdı. Bugünün aşevleri aynı işlevi kamu ve sivil toplum eliyle sürdürür.
Cümle içinde kullanımı
- Belediyenin aşevi her gün yüzlerce kişiye yemek veriyordu.
- Ramazanda aşevinin önündeki sıra uzuyordu.
- Aşevine bağış yapmak isteyenler için hesap numarası paylaşıldı.
- Gönüllüler aşevinde sırayla görev alıyordu.
- Aşevi, kış aylarında çorbaya ağırlık veriyordu.
Yakın anlamlı kelimeler
İmaret, yemekhane ve halk sofrası yakın kavramlardır. Yemekhane bir kurumun kendi çalışanlarına ya da öğrencilerine yemek verdiği yerdir ve ücretli olabilir. İmaret ise tarihsel kullanımdır.
Akılda kalan bir ayrıntı
Türkçede aş sözcüğü yalnız yemek demek değildir; "aş" pişirmeyi ve paylaşmayı birlikte çağrıştırır. Aynı kökten aşçı, aşure ve aşhane sözcükleri gelir; hepsinde ortak yemek fikri vardır.
Aşevi ve gönüllülük
Aşevlerinin çoğu az sayıda çalışanla ve gönüllülerle yürür. Sabah erken saatte başlayan hazırlık, öğlene doğru dağıtımla biter. Kış aylarında çorba ve sıcak yemek öne çıkar.
Akılda kalan bir ayrıntı
Türkçede -evi ile biten pek çok sözcük vardır: aşevi, yayınevi, konukevi, huzurevi. Hepsinde "ev" bir bina değil, bir İŞİN yürütüldüğü yer anlamına gelir.
