Balık, suda yaşayan, solungaçla soluyan ve yüzgeçleriyle yüzen omurgalı hayvandır. Türkçenin en eski sözcüklerindendir.
Kelimenin anlamları
1. Hayvan — suda yaşayan omurgalı. 2. Yiyecek — sofradaki hâli. "Akşama balık pişirdik." 3. Burç — on iki burcun sonuncusu.
Cümle içinde kullanımı
- Sabah erkenden balık tutmaya gittiler.
- Pazarda taze balık vardı.
- Akvaryumdaki balıklar yem bekliyordu.
- Balık ağı eskimişti, yenisini ördüler.
- Kışın balığın tadı daha iyi olur derler.
Deyimler ve atasözleri
- Balık baştan kokar — bozulma en üstten başlar.
- Balık hafızalı — çabuk unutan.
- Balıklama atlamak — düşünmeden dalmak.
- Ağzının payını almak yerine kimi yörelerde oltaya gelmek —
kolayca kandırılmak.
- Denizde balık çok — kaçırılan fırsatın yerine yenisi gelir.
Yakın anlamlı kelimeler
Sözcüğün tam bir eş anlamlısı yoktur. Deniz ürünü daha geniştir ve midye, karides gibi balık olmayanları da kapsar.
Akılda kalan bir ayrıntı
Eski Türkçede balık aynı zamanda "şehir, kale" anlamına geliyordu; Beşbalık ve Ordubalık gibi eski şehir adları bu anlamı taşır. Bugün o anlam tamamen kaybolmuş, yalnız yer adlarında donmuş hâlde kalmıştır.
Balıkçılıkta
Balık avı mevsime bağlıdır: pek çok türde üreme dönemine denk gelen aylar yasaklıdır. Halk arasında "içinde R olan aylarda balık yenir" denir; bununla eylülden nisana kadar olan soğuk aylar kastedilir.
