Başak, buğday ve arpa gibi tahılların tanelerini taşıyan uç bölümüdür. Türkçe kökenlidir.
Yapısı
Başak, sapın en ucunda durur ve içinde sıra sıra dizilmiş taneler bulunur. Olgunlaşmamışken yeşil ve yumuşaktır; olgunlaşınca sararır, sertleşir ve başını hafifçe eğer. Hasat zamanı bu görünüşten anlaşılır.
Cümle içinde kullanımı
- Tarladaki başaklar sarardı, hasat yaklaşmıştı.
- Rüzgârda başaklar dalga dalga sallanıyordu.
- Çocuklar hasattan sonra tarlada başak topladı.
- Bir başağı avucunda ovup tanelerini ayırdı.
- Başak dolu bir tarla resmin ortasındaydı.
Başak toplamak
Hasattan sonra tarlada kalan tek tük başakları toplamaya başak toplamak denir. Eskiden bu iş yoksul ailelere bırakılırdı ve pek çok kültürde bir dayanışma âdeti sayılırdı. Bugün sözcük mecazi olarak da kullanılır: artakalanı değerlendirmek.
Yakın anlamlı kelimeler
Sap, ekin ve tane ilişkili sözcüklerdir ama eş anlamlı değildir: sap gövde, tane başağın içindeki tohum, ekin ise tarladaki bitkinin tamamıdır.
Akılda kalan bir ayrıntı
Olgunlaşan başağın başını eğmesi Türkçede bir söze dönüşmüştür: "Başak ne kadar dolu olursa o kadar eğilir." Bilgisi artan insanın alçakgönüllü olması gerektiğini anlatmak için kullanılır.
Kalıp kullanımlar
- Başak toplamak — hasattan artakalanı toplamak.
- Başak vermek — tahılın başak oluşturması.
- Başak burcu — on iki burçtan altıncısı.
