Terbiye, iyi davranış kazandırma; mutfakta yemeğe kıvam ve tat veren karışım.
Kelimenin Anlamları
1. Eğitme: çocuk terbiyesi. 2. Görgü: terbiyeli bir insan. 3. Mutfakta karışım: terbiyeli çorba. 4. Eti yumuşatma: eti terbiye etti.
Cümle İçinde Kullanımı
- Çorbayı yumurta ve limonla terbiye etti.
- Terbiyeli davranmayı öğretti.
- Eti baharatla terbiye etti.
- Terbiye, eğitimden farklıdır.
Eğitim ile Terbiye
Türkçede iki kelime farklı alanları vurgular. Eğitim bilgi ve beceri kazandırmayı, terbiye ise davranış ve karakter kazandırmayı öne çıkarır. "Eğitimli ama terbiyesiz" gibi kalıplar tam da bu ayrımdan doğar. Bugün pedagojide bu iki alan birbirinden ayrılmaz kabul edilir: okulun görevi yalnız bilgi aktarmak değil, birlikte yaşama becerisi kazandırmaktır. Kelimenin Arapça kökeni de ilginçtir: "yetiştirmek, büyütmek" anlamındaki kökten gelir — yani terbiye, bastırmayı değil geliştirmeyi anlatır.
Mutfakta Terbiye
Mutfakta terbiye iki farklı işi anlatır. Birincisi kıvam verme: yumurta, un ya da yoğurt kullanılarak çorbanın ya da sosun koyulaştırılması. Burada kritik nokta sıcaklık farkını yavaş kapatmaktır — sıcak sıvı, yumurta karışımına azar azar eklenmezse yumurta pişip kesilir. İkincisi marine etme: etin baharat, asit (limon, yoğurt) ve yağ içeren bir karışımda bekletilerek yumuşatılması ve tatlandırılmasıdır.
Yakın Anlamlı Kelimeler
Eğitim, görgü, marine ve kıvam bağlama göre terbiye yerine kullanılabilir. Marine etin bekletilerek tatlandırılmasıdır.
