Ahmet Haşim Sözleri ve Şiirlerinden 15 Alıntı

Yasemin Ay · 12 Ekim 2026

Ahmet Haşim (1887-1933), 'Merdiven' ve 'O Belde'nin şairi, Türkçede saf şiirin en önemli savunucusudur. Şiirlerinden ve düzyazılarından seçilmiş 15 alıntı, ne anlattıklarıyla birlikte.

XTelegram

Ahmet Haşim 1887'de Bağdat'ta doğdu, 1933'te İstanbul'da öldü. Annesini küçük yaşta kaybetti, Türkçeyi İstanbul'a geldikten sonra öğrendi — şiirindeki kelime titizliğinin sebeplerinden biri budur. Galatasaray Sultanisi'nde okudu, sonra aynı okulda ve Güzel Sanatlar Akademisi'nde ders verdi.

Türk şiirinde saf şiir anlayışının en açık savunucusudur: şiirin bir fikri anlatmak, bir olay nakletmek zorunda olmadığını söyler. Bu görüş bugün bile tartışılır.

Şiirlerinden

1. "Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak." (Merdiven) — Türkçenin en çok ezberlenen açılış dizelerinden.

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.

2. "Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak." (Merdiven)

3. "O belde" — Aynı adlı şiirinde hiç gidilmemiş, belki hiç var olmayan bir ülkeyi anlatır; Türk şiirinde "ulaşılamayan yer" imgesinin en bilinen örneğidir.

4. "Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz." (O Belde) — "Melâl", hüzünle bezginlik arası bir duygudur. Şair, kendi kuşağını bu tek kelimeyle ayırır.

5. "Göllerde bu dem bir kamış olsam!" (Bir Günün Sonunda Arzu'nun çizgisinde)

Şiir üzerine düşünceleri

6. "Şiir, resullerin sözü gibi, muhtelif teşrifata müsait bir vüs'at ve şümulü hâiz olmalı." (Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar) — Günümüz Türkçesiyle: şiir, birden çok okumaya açık bir genişlik taşımalıdır.

7. "Bir şiirin manası diğer bir mana olmaya müsait oldukça, her okuyan ona kendi hayatının da manasını izafe eder." — Bugün "okur metni tamamlar" diye anlatılan fikrin Türkçedeki erken ifadelerinden.

8. "Mahdut ve münferit bir mananın çemberi içinde sıkışıp kalan şiir, insanî duyguların mahşerini çeviren o müphem ve seyyal şiirin yanında nedir?" — Tek anlamlı şiire itirazı.

Bize Göre'den

9. "Seyahat, hele deniz seyahati, ruhun bütün dertlerine devadır."

Seyahat, hele deniz seyahati, ruhun bütün dertlerine devadır.

10. "İstanbul'dan uzak kaldığım sürece, özellikle pire ve tahta kurusunun hasretini çekmiştim." — Haşim'in mizahı: memleket özlemini en beklenmedik ayrıntıyla anlatır.

11. "Ne yazık ki gövdenin güçsüzleşmesi, aklın olgunluk zamanına rastlar."

12. "Üzüntüm, dayanma yeteneğimi geçmişti."

13. "İntiharlar tekrar çoğaldı. İhtiyarları açlık, gençleri aşk ölüme sürüklüyor." — Gazete köşesinde yazılmış tek cümlelik bir toplum tablosu.

14. "Ahmaklığın bu derecesi hakkında fikir beyan etmek, ancak tıbbın ilgi alanına girer."

Gurebâhâne-i Laklakan'dan

15. "Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz." — Bir imparatorluğun sonunda yaşamanın ne demek olduğunu tek cümlede anlatır.

Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz.

Nereden başlamalı

Şiir için Piyale; kitabın önsözü olan "Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar" mutlaka okunmalı, çünkü şiirlerin nasıl okunacağını şairin kendisi anlatıyor. Düzyazı için Bize Göre — gazete yazılarından oluşur ve bugün bile şaşırtıcı derecede taze durur.

Kapanış

Ahmet Haşim, Türkçede "anlamı olmayan şiir olmaz mı?" sorusunu ilk kez açıkça soranlardandır. Cevabı nettir: şiirin işi anlatmak değil, duyurmaktır. "Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz" dizesi hem bu görüşü savunur hem de onu uygular.

Ahmet Haşim
Ahmet HaşimUnknown author Unknown author · Public domain · https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Ahmet_Ha%C5%9Fim.jpg

Sık sorulanlar

Merdiven şiiri neyi anlatır?

Yaşlanmayı ve ömrün sonuna yaklaşmayı bir merdiven çıkışı olarak anlatır. "Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden" dizesi Türkçede en çok ezberlenen açılışlardan biridir.

Ahmet Haşim'in şiir anlayışı nedir?

Şiirin açık bir anlam taşımak zorunda olmadığını, 'sözden çok musikiye yakın' olması gerektiğini savundu. Bu görüşünü Piyale kitabının önsözü 'Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar'da yazdı.

Ahmet Haşim'in kitapları hangileridir?

Şiirde Göl Saatleri (1921) ve Piyale (1926); düzyazıda Bize Göre (1928), Gurebâhâne-i Laklakan (1928) ve Frankfurt Seyahatnamesi (1933).

Fecr-i Âti nedir?

1909'da kurulan, Servet-i Fünûn'dan sonra gelen edebiyat topluluğudur. 'Sanat şahsî ve muhteremdir' sözüyle anılır; Ahmet Haşim bu topluluğun en kalıcı ismidir.

Yasemin AyEditör

Benzer yazılar

💬 Yorumlar

Yükleniyor…

Yorum yaz

Yorumlar yayınlanmadan önce incelenir.