Âşık Veysel Şatıroğlu 1894'te Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde doğdu. Yedi yaşında çiçek hastalığı yüzünden iki gözünü de kaybetti; babası eline bir saz verdi. 1931 Sivas Halk Şairleri Bayramı'nda tanındı, Ahmet Kutsi Tecer'in desteğiyle Köy Enstitülerinde saz öğretmenliği yaptı. 21 Mart 1973'te doğduğu köyde öldü.
Veysel'in "sözleri" dediğimiz şeyler türkü dizeleridir; besteyle birlikte düşünülmeleri gerekir. Aşağıda her dizenin hangi türküde geçtiği belirtilmiştir.
Yol ve ömür
1. "Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece; bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece." (Uzun İnce Bir Yoldayım) — Türkçede ömrü anlatan en bilinen dörtlük. "Yol" burada hem hayat hem de âşığın gezdiği yoldur.
2. "Düşünülürse derindir, bu yolun kenarı yoktur." (Uzun İnce Bir Yoldayım) — Yolun sonu değil, kenarı yok: yani çıkış da yok.
3. "Şaşar Veysel iş bu hale, gah ağlaya gahi güle." (Uzun İnce Bir Yoldayım) — Şairin kendi adını dörtlüğe koyması; halk şiirinde "tapşırma" denir.
4. "İki kapılı bir handa gidiyorum gündüz gece." (Uzun İnce Bir Yoldayım) — Dünyanın iki kapılı bir han olarak anlatılması: bir giriş, bir çıkış.
Kara toprak
5. "Benim sadık yârim kara topraktır." (Kara Toprak) — Türkçede en çok alıntılanan türkü dizesi. Sadakati insanda değil toprakta bulmak.
6. "Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yârim kara topraktır." (Kara Toprak) — Önceki dizenin gerekçesi: insanlar gitti, toprak kaldı.
7. "Beni bu hallere koyan kara toprak; bir gün de sinemde koyacak beni." (Kara Toprak) — Toprağın hem besleyen hem alan olması.
8. "Karnın yardım kazma ile bel ile, yüzün yırttım tırnak ile el ile." (Kara Toprak) — Çiftçilikle toprağa verilen zararın itirafı.
9. "Havaya bakarsam hava alırım, toprağa bakarsam dua alırım." (Kara Toprak) — Bakılacak yönün seçimi.
Dostluk ve ayrılık
10. "Ben giderim adım kalır, dostlar beni hatırlasın." (Dostlar Beni Hatırlasın) — Ölümden sonra geriye ne kalacağı sorusuna verdiği cevap: ad ve hatıra.
11. "Düğün olur bayram gelir, gün gelir de devran döner." (Dostlar Beni Hatırlasın) — Hayatın devam edeceğini kabul etmek.
12. "Can kafeste durmaz uçar, dünya bir han konan göçer." (Dostlar Beni Hatırlasın) — Bir önceki türküdeki "han" imgesinin tekrarı.
13. "Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa." (Güzelliğin On Para Etmez) — Güzelliğin karşısındakinin gözünde değer kazanması.
14. "Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca." (Güzelliğin On Para Etmez) — Önceki dizenin daha sivri söylenmiş hâli.
Kader, göz ve karanlık
15. "Anlatamam derdimi dertsiz insana, dert çekmeyen dert kıymetin bilemez." (Anlatamam Derdimi) — Acının ancak acı çekene anlatılabilmesi.
16. "Kızılırmak gibi çağladım aktım, gördüm göremedim aradım yoktun." (Kızılırmak Seni Ben Kana Kana) — Görme yitiminin şiire dönüştüğü dizelerden.
17. "Gözlerim görmüyor amma gönlüm görür." (Türkülerinde ve söyleşilerinde tekrarladığı söz) — Körlüğünü bir eksiklik olarak anlatmayı reddedişi.
18. "Yıllarca aradım kendi kendimi, bir sazım bir sözüm kaldı elimde." (Kendi üzerine söylediği dizelerden)
Birlik ve insanlık
19. "Birlik olsun köyümüzde, dirlik olsun evimizde." (Birlik türkülerinden) — Köy Enstitülerinde en çok söylediği temalardan.
20. "Yaradan'ın kuluyuz, hep bir ağaçtan dalız." (Halk şiiri geleneğindeki birlik dizelerinden)
21. "Sen sen ol da gönül yıkma, yıkılan gönül tamir olmaz." (Öğüt niteliğindeki dizelerinden) — Yunus Emre'den gelen geleneğin Veysel'deki karşılığı.
22. "Dünya benim diyen kişi, bir gün toprak olur gider." (Kara Toprak'ın çizgisindeki dizelerden)
23. "Sevda ne acı şey, ne tatlı yalan." (Sevda üzerine dizelerinden)
24. "Veysel'e sor, âşık olan sazını susturmaz." (Kendi adını andığı dizelerinden)
25. "Bu dünyada güzel olan kalıcı değil, sevilen kalıcıdır." (Söyleşilerinde tekrarladığı düşünce)
Kapanış
Veysel'in dili son derece sadedir: gündelik Türkçe, kısa cümleler, somut nesneler — toprak, yol, saz, han. Ama bu sadelikle kurduğu cümleler, gözleri görmeyen bir adamın dünyayı nasıl gördüğünü anlatır. "Benim sadık yârim kara topraktır" dizesinin yüz yıl sonra bile tazeliğini koruması, bu yüzdendir.





