Konfüçyüs (MÖ 551-479), Çin'in Lu Devleti'nde doğan düşünür ve öğretmendir. Devlet görevlerinde bulundu, sonra yıllarca ülke ülke dolaşarak hükümdarlara yönetim öğütleri verdi. Öğrencilerinin sayısı üç bine kadar çıktığı söylenir.
Kendi eliyle bir kitap bırakmadı. Sözleri, ölümünden sonra öğrencilerinin derlediği Konuşmalar (Lun Yü, Türkçede genellikle "Konuşmalar" ya da "Analektler") adlı kitapta toplandı. Aşağıdaki sözlerin yanında kitaptaki bölüm numaraları verilmiştir; çeviriden çeviriye söyleyiş değişse de bölüm numarası sabittir.
Bilgi ve öğrenme
1. "Bildiğini bildiğini bilmek, bilmediğini de bilmediğini bilmek: işte gerçek bilgi budur." (Konuşmalar, II.17) — Bilginin sınırını bilmenin bilginin kendisi sayılması.
2. "Öğrenmeden düşünmek tehlikelidir; düşünmeden öğrenmek faydasızdır." (Konuşmalar, II.15) — İkisinin birbirinden ayrılamayacağı.
3. "Öğrenmek ve öğrendiğini zamanı gelince uygulamak — bu bir sevinç değil midir?" (Konuşmalar, I.1) — Kitabın ilk cümlesi.
4. "Üç kişi yürüsek, içlerinden biri mutlaka bana öğretmen olur." (Konuşmalar, VII.21) — Herkesten öğrenilecek bir şey olduğu fikri.
5. "Eskiyi ısıtıp yeniyi bilen, başkalarına öğretmen olabilir." (Konuşmalar, II.11) — Geçmişi tekrar etmek değil, ondan yeni bir şey çıkarmak.
6. "On beşimde öğrenmeye karar verdim, otuzumda sağlam durdum, kırkımda şaşırmaz oldum." (Konuşmalar, II.4) — Kendi hayatını yaşlara bölerek anlatışı.
Ahlak ve insan ilişkileri
7. "Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma." (Konuşmalar, XV.24) — "Altın kural"ın en eski yazılı ifadelerinden biri.
8. "Erdemli insan yalnız kalmaz; mutlaka komşuları olur." (Konuşmalar, IV.25) — İyiliğin çevresini kendi kurduğu.
9. "Erdemli insan kendinden ister, sıradan insan başkalarından." (Konuşmalar, XV.20)
10. "Hatasını düzeltmemek, asıl hatadır." (Konuşmalar, XV.30) — Hatanın kendisi değil, ısrarın sorun olduğu.
11. "Sözünde cömert, işinde cimri olma." (Konuşmalar'ın çizgisinde; IV. ve XIV. bölümlerde benzer uyarılar vardır)
12. "Erdemli insan uyumludur ama herkese benzemez; sıradan insan herkese benzer ama uyumsuzdur." (Konuşmalar, XIII.23)
Yönetim ve söz
13. "İsimler doğru konmazsa sözler yerini bulmaz; sözler yerini bulmazsa işler yapılmaz." (Konuşmalar, XIII.3) — Siyasetin dille başladığı fikri; "isimlerin düzeltilmesi" öğretisi.
14. "Halkı kanunla yönetir, cezayla düzene sokarsan halk cezadan kaçar ama utanmaz; erdemle yönetirsen hem utanır hem düzelir." (Konuşmalar, II.3)
15. "Önce kendini düzelt, sonra başkalarını." (Konuşmalar, XIII.13)
16. "Yönetici rüzgâr, halk ot gibidir; rüzgâr eserse ot eğilir." (Konuşmalar, XII.19)
Ölçü, sabır ve hayat
17. "Acele etme, küçük kazançların peşinden koşma; acele edersen varamazsın." (Konuşmalar, XIII.17)
18. "Sıkıntıya düşmeden insanın ne olduğu anlaşılmaz." (Konuşmalar'ın çizgisinde; IX. bölümdeki dayanıklılık öğütleri)
19. "Yaptığın işte sebat et; dağ bir sepet toprakla eksik kalsa bile duran sensin." (Konuşmalar, IX.18) — İşi bitirmeye bir adım kala bırakmanın da bir seçim olduğu.
20. "Öğrenmeyi sevenden çok, öğrenmekten zevk alan ileri gider." (Konuşmalar, VI.18)
21. "İnsanların beni tanımamasından değil, benim onları tanımamamdan endişe ederim." (Konuşmalar, I.16)
22. "Bir söz vardır ki ömür boyu ona göre yaşanır: karşılıklılık." (Konuşmalar, XV.24) — 7. maddedeki altın kuralın adı.
Konfüçyüs'e mal edilen ama ona ait olmayan sözler
İnternette en çok dolaşan iki "Konfüçyüs sözü" aslında ona ait değildir:
- "Bir resim bin kelimeye bedeldir." Bu cümle 1920'lerde Amerika'da bir reklam
metninde ortaya çıkmış, "eski bir Çin atasözü" süsü verilerek yayılmıştır. Konuşmalar'da böyle bir söz yoktur.
- "Sevdiğin işi seç, ömür boyu çalışmak zorunda kalmayasın." 20. yüzyılda dolaşıma
girmiş bir özdeyiştir; kaynağı belirsizdir, Konfüçyüs'ün kitabında geçmez.
Bir sözün gerçekten ona ait olup olmadığını anlamak zor değildir: Konuşmalar kısa bir kitaptır ve bölüm numaralarıyla düzenlenmiştir. Kaynak olarak bölüm numarası verilemiyorsa, o söz büyük ihtimalle sonradan uydurulmuştur.
Kapanış
Konfüçyüs'ün sözleri buyruk değil, ölçüdür: nasıl öğrenileceğini, nasıl yönetileceğini, insanın kendine nasıl bakacağını söyler. İki bin beş yüz yıl sonra hâlâ okunabilmelerinin sebebi, hiçbirinin çağa değil davranışa dair olmasıdır.





