Oğuz Atay 1934'te Kastamonu'da doğdu, 1977'de kırk üç yaşında öldü. İnşaat mühendisiydi, üniversitede ders verdi. Yalnızca beş yılda yazdığı kitaplar Türk romanının yönünü değiştirdi; ama bunu yaşarken görmedi. Tutunamayanlar yayımlandığında satmadı, eleştirmenler suskun kaldı.
Bugün "tutunamayan" kelimesi Türkçede gündelik bir sözcüktür — bir romandan dile geçen ender kelimelerden biri.
Yalnızlık ve kelime
1. "'Önce Kelime vardı' diye başlıyor Yuhanna'ya göre İncil. Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık." (Tutunamayanlar) — Kitabın en çok alıntılanan pasajı: kelimeler yalnızlığı anlatmaya yarar, ama onu bitiremez.
2. "Kelimeler yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız kelimeler acıyı dindirdi ve kelimeler insanın aklına geldikçe yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu." (Tutunamayanlar)
3. "Şu anda sana güzel bir söz söyleyebilmek için on bin kitap okumuş olmayı isterdim; gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim, kendi çapımda." (Tutunamayanlar) — Romanın mizahı tam buradadır: en samimi cümle bile kendisiyle alay ederek söylenir.
4. "Acı insanları yakınlaştırırmış. Hangimiz mutluyuz da bu kadar uzak kaldık birbirimize?" (Tutunamayanlar)
Yaşayamamak
5. "Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." (Tutunamayanlar) — Türkçede "yapmamayı seçmek"le ilgili en bilinen cümle.
6. "Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben kurşunkalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım." (Tutunamayanlar)
7. "Bana yaşamayı öğretmediler. Daha doğrusu, bana her şeyin öğrenilerek yaşanacağını öğrettiler; yaşanırken öğrenileceğini öğretmediler." (Tutunamayanlar)
8. "Normal bir insan olmaya zorladılar, bana boş yere vakit kaybettirdiler. Olmayınca da anormal dediler." (Tutunamayanlar)
9. "Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden?" (Tutunamayanlar)
10. "Başka türlü bir itinayla tutmalıydılar beni. Daha fazla değil, farklı." (Tutunamayanlar) — Tek kelimelik bir düzeltme, bütün romanın özeti gibidir.
Oyun
11. "Benim bütün işim oyundu, bunu biliyorsun Turgut. Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu." (Tutunamayanlar) — "Oyun" Oğuz Atay'da bir kaçış değil, hayatı sürdürme biçimidir; Tehlikeli Oyunlar ve Oyunlarla Yaşayanlar başlıkları da buradan gelir.
12. "Bütün hayatımızı yersiz çekingenliklerle mi geçireceğiz Olric? Cesareti yalnız kafamızda mı yaşayacağız?" (Tutunamayanlar)
13. "Kendi sorunlarını çözemeyen bir kişinin, kusurlarının acısını başkalarına çektirmeye hakkı yoktur." (Tutunamayanlar)
Anlaşılmamak
14. "Düzeni çok iyi kurmuştunuz. Kimse bizim tanımımızı yapmıyordu ki biz kimiz bilelim. Gerçi bazı adamlar çıktı bizi anlamak üzere; ama bizi size anlattılar, bizi bize değil." (Tutunamayanlar)
15. "Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma; boş yere mağaramdan çıkarma beni... özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme." (Tutunamayanlar)
16. "Selim Işık yalnızlığa dayanamazdı... Bütün dünya ona dargın olabilirdi; fakat bu, aceleyle varılmış bir sonuçtu. Kimse onun kadar çevresine yakınlık duyamazdı." (Tutunamayanlar)
Nereden başlamalı
Tutunamayanlar kalın ve zorlu bir kitaptır; ilk elli sayfa okuru sınar, sonrası açılır. Daha kısa bir giriş istiyorsanız Korkuyu Beklerken'deki öykülerle başlayın — özellikle "Beyaz Mantolu Adam" ve "Unutulan". Günlük, yazarın kendi kitaplarına bakışını gösterir ve ölümünden sonra yayımlanmıştır.
Kapanış
Oğuz Atay'ın Türkçeye kattığı tek şey "tutunamayan" kelimesi değil; kendisiyle alay ederek konuşan bir cümle biçimi de ondan kaldı. Bugün internette en çok paylaşılan "komik ama hüzünlü" cümle kalıbının kaynağı, büyük ölçüde bu kitaptır.





