Cemil Meriç 1916'da Hatay Reyhanlı'da doğdu, 1987'de İstanbul'da öldü. Fransız edebiyatı okudu, öğretmenlik ve çevirmenlik yaptı. 1955'te, otuz sekiz yaşındayken gözlerini kaybetti — ondan sonraki otuz yıl boyunca okuyup yazmayı dinleyerek ve yazdırarak sürdürdü. Kitaplarının çoğu bu dönemde çıktı.
Yazısı denemeyle aforizma arasındadır: uzun bir paragrafın sonunda tek cümlelik bir hüküm bırakır. En çok alıntılanan cümleleri de bu hükümlerdir.
İnsan
1. "Ne garip bir oyuncak şu insan! Yürür, konuşur ve acı çeker. 70 kilodur... Bir nevi ıstırap makinesi. İpleri başkaları çeker." (Jurnal)
2. "Etten bir kafes ve aciz içinde çırpınan bir ruh. Vücut araba, akıl arabacı — ama gözleri bağlı arabacının, arabaya hükmeden atlar." (Jurnal)
3. "Var olmak için yok olmak lazım; parça bütüne kavuşacak ki hasret dinsin." (Jurnal)
4. "En yavuz ermişlerin, en çetin kahramanların zaman zaman nasıl çamurlaştıklarını görmek, küçük insanlar için hain, buruk ve zehirli bir teselli." (Jurnal, s. 53)
Din, sanat, aşk
5. "Din, aşk, şiir: boşlukta yuvarlanan insanın bir yıldıza atladığı merdivenlerdir." (Quinze-Vingts Geceleri, s. 40) — En bilinen cümlesi; üç ayrı şeyi tek işlevde birleştirir.
6. "Realiteyi görmemek için dini, sanatı, aşkı yaratmışız. Faust'un susuzluğu sonsuz bir çölünkinden farksız." (Jurnal, s. 54) — Yukarıdaki cümlenin karanlık tarafı; Cemil Meriç'i tek bir görüşe indirgemenin neden zor olduğunu gösterir.
7. "Görmek tabiata tahakküm etmektir. Dış dünya ne kadar düşman unsurlarla dolup taşarsa taşsın, zekâmızın gözbebeklerimizden boşalan seyyalesiyle ehlileşmeye mahkûmdur." (Quinze-Vingts Geceleri, s. 38) — Görmeyi yitirmiş bir adamın görme üzerine yazdığı satır.
Doğu, Batı ve düşünce
8. "İbn Haldun çağdaş düşüncenin kutup yıldızlarından biridir." (Işık Doğudan Gelir) — Kendi geleneğini Batı'ya rağmen değil, Batı'nın ölçüleriyle de savunur.
9. "Onlar için Anadolu yoktur, İstanbul yoktur, Türkiye yoktur; üzerinde insanların gözyaşı döktüğü, sefalet çektiği bir dünya yoktur." — Aydın eleştirisinin en sert cümlelerinden.
10. "Neden vakur Juvenal okunmuyor? Niçin Lucretius'un erkek sesi insanlığın ufkunda çınlamaz oldu?" (Denize Atılan Şişe, s. 34) — Unutulan klasikler üzerine bir sitem.
Kitaplarından öğrenilecekler
11. Bu Ülke (1974), düşüncesinin en derli toplu hâlidir: kısa denemeler, her biri tek bir kavramın etrafında.
12. Jurnal (iki cilt), günlükleridir. Kitaplarındaki kesin hükümlerin arkasındaki tereddütleri burada görürsünüz — bu yüzden onu tanımak isteyenlerin başvurduğu ilk kaynaktır.
13. Işık Doğudan Gelir ve Umrandan Uygarlığa, Doğu düşüncesiyle Batı düşüncesini karşılaştırdığı kitaplarıdır.
14. Mağaradakiler, aydın tipolojisi üzerinedir; başlık Platon'un mağara benzetmesine gönderme yapar.
15. Onun sözlüğünde "irfan", bilgiden fazlasını anlatır: insanı bütün olarak kavrayan bir anlama biçimi. "Kültür" kelimesine karşılık kendi geleneğinin kavramını tercih eder.
16. Kendi tanımı şudur: "Ben bir kelime avcısıyım." Sözcüğün doğru olanını aramak, onun için düşünmenin kendisiydi — kelimelerin yerli yerinde kullanılması bir üslup meselesi değil, bir dürüstlük meselesiydi.
Nereden başlamalı
Bu Ülke ile başlayın: kısa bölümler hâlindedir, istediğiniz yerden girebilirsiniz. Ardından Jurnal'in birinci cildi. Düşünce tarihine ilgi duyuyorsanız Umrandan Uygarlığa ve Mağaradakiler sırada.
Kapanış
Cemil Meriç'in cümleleri kesin görünür ama kitapları çelişkiyle doludur: aynı sayfada hem dine sığınır hem onu bir kaçış sayar. Onu okunur kılan da bu — tek bir sonuca varmaz, düşünmenin kendisini gösterir.





