Fuzûlî (yaklaşık 1483-1556), bugün Irak sınırları içindeki Kerbelâ-Hille dolaylarında yaşamış şairdir. Türkçe, Farsça ve Arapça divan sahibidir; Türkçe divanı, Azerbaycan Türkçesinin klasik döneminin başyapıtı sayılır. En ünlü eseri, Leylâ ile Mecnûn hikâyesini yeniden yazdığı Leylâ vü Mecnûn mesnevisidir.
Divan şiiri bugünün Türkçesinden uzak olduğu için aşağıdaki beyitlerin her birinin günümüz Türkçesiyle karşılığı verilmiştir.
Aşk ve dert
1. "Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb; kılma dermân kim helâkim zehri dermânımdadır." (Türkçe Divan) — "Aşkın derdiyle mutluyum, doktor, ilacımdan vazgeç; beni iyileştirme, çünkü beni öldürecek zehir senin ilacındadır."
2. "Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı; felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı?" (Türkçe Divan) — "Sevgili beni canımdan bezdirdi; o eziyet etmekten bıkmaz mı? Ahımdan gökler tutuştu, dileğimin mumu hâlâ yanmaz mı?"
3. "Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn; derd çok hem-derd yok düşmen kavî tâli' zebûn." (Türkçe Divan) — "Dost umursamaz, felek acımasız, zaman durgunluk bilmez; dert çok, dert ortağı yok, düşman güçlü, talih zayıf."
4. "Aşk imiş her ne var âlemde; ilm bir kîl ü kâl imiş ancak." (Türkçe Divan) — "Dünyada ne varsa aşkmış; ilim ise yalnızca dedikodudan ibaretmiş." Fuzûlî'nin en çok alıntılanan beyti.
Söz ve şiir
5. "Ol sebebden Fârisî lafz ile çokdur nazm kim; nazm-ı nâzik Türk lafzıyla igen düşvâr olur." (Türkçe Divan önsözü) — "Farsçayla çok şiir yazılmasının sebebi şudur: ince şiiri Türkçeyle söylemek çok zordur." Türkçe yazmanın zorluğunu kabul eden, ama yine Türkçe yazan bir şairin cümlesi.
6. "Söz bir gevherdir ki onu bilmeyen anlamaz." (Divan önsözünün düşüncesi)
7. "Kalem olsun eli ol kâtib-i bed-tahrîrin; ki fesâd-ı rakamı sûrumuzu şûr eyler." (Türkçe Divan) — "Kötü yazan kâtibin eli kırılsın; bir harf hatasıyla düğünümüzü kavgaya çevirir." Türkçede "kalem olsun eli" deyiminin kaynağı.
Leylâ vü Mecnûn
8. "Mecnûn'a nasîb oldu Leylâ; bana sen, sen bana Leylâ." (Leylâ vü Mecnûn'un çizgisinde)
9. "Leylâ'yı seven Mecnûn, Leylâ'da kendini sevdi." (Leylâ vü Mecnûn'un sonundaki dönüşümün özeti) — Mesnevinin ana fikri: beşerî aşk, ilahî aşka yol olur.
10. "Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge; ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı." (Türkçe Divan) — "Gönlümün ateşinden başka kimse bana yanmıyor; sabah rüzgârından başka kimse kapımı çalmıyor." Yalnızlığın divan şiirindeki en bilinen ifadesi.
Dünya, talih ve insan
11. "Dehr bir bâzâr imiş; her kim metâ'ın arz eder." (Türkçe Divan) — "Dünya bir pazarmış; herkes malını sergiliyor."
12. "Gam günü etme dil-i mahzûnu şâd; gelmez ol gün ki ola dünya murâd." (Divan'ın çizgisinde) — "Üzgün gönlü avutma boşuna: dünyanın istediğin gibi olacağı gün gelmez."
13. "Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni; bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni." (Türkçe Divan) — "Ya Rabbi, beni aşkın belasıyla tanıştır; bir an bile o beladan ayırma."
14. "Cân verme gam-ı aşka ki aşk âfet-i cândır; aşk âfet-i cân olduğu meşhûr-ı cihândır." (Türkçe Divan) — "Aşkın derdine canını verme, aşk can afetidir; bu bütün dünyada bilinir." Fuzûlî bu beyitten sonra tam tersini savunur — divan şiirinin en bilinen ironilerinden.
Ölüm ve ebedîlik
15. "Öyle sermestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir; men kimem sâkî olan kimdir mey ü sahbâ nedir." (Türkçe Divan) — "Öyle sarhoşum ki dünya nedir bilmiyorum; ben kimim, bana içki sunan kim, şarap nedir?"
16. "Yandı cânım hicr ile vaslın dilerse cân bana." (Türkçe Divan) — "Ayrılıkla canım yandı; canım artık ancak sana kavuşmayı istiyor."
17. "Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır; sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı?" (Türkçe Divan) — Şairin kendi adını andığı, "bu sevdadan usanmaz mı" diye kendine sorduğu beyit.
18. "Ger derse Fuzûlî ki güzellerde vefâ var; aldanma ki şâir sözü elbette yalandır." (Türkçe Divan) — "Fuzûlî 'güzellerde vefa var' derse sakın inanma; şair sözü elbette yalandır." Kendi şiirine güvenilmemesini söyleyen şair.
Divan şiirini okurken
Fuzûlî'nin beyitleri iki kere okunmak ister: önce sesi için, sonra anlamı için. Divan şiirinde kelimeler bugünkü anlamlarıyla kullanılmaz — "cefâ", "gam", "rind", "sâkî" gibi sözcüklerin şiir içindeki karşılıkları vardır.
Alıntı yaparken beytin günümüz Türkçesiyle karşılığını da vermek en iyisidir; yoksa yüzyıllardır tekrarlanan bir mısra, anlamı bilinmeden ezberlenmiş bir ses olarak kalır.
Kapanış
Fuzûlî, Türkçenin "zor" olduğunu söyleyip yine Türkçe yazmayı seçmiş bir şairdir. Beş yüz yıl sonra hâlâ "aşk imiş her ne var âlemde" diye başlayan bir beyti ezbere bilen bir dilde, o tercihin ne kadar doğru olduğu ortadadır.





