Sait Faik Abasıyanık 1906'da Adapazarı'nda doğdu, 1954'te kırk yedi yaşında öldü. Hukuk ve edebiyat okumaya başladı, ikisini de bitirmedi; kısa bir süre öğretmenlik ve ticaret denedi, sonra yalnızca yazdı. Hayatının büyük bölümü Burgazada'da geçti.
Türk öykücülüğünde bir eşiktir: ondan önce öykü çoğunlukla bir "olay" anlatırdı; Sait Faik'le birlikte bir hâl anlatmaya başladı. Bir balıkçının yüzü, bir kahvede geçen yarım saat, bir kedinin ölümü — olay yok, insan var.
Sevgi ve insan
1. "Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey." — En çok alıntılanan cümlesi. Dostoyevski'nin "güzellik dünyayı kurtaracak" cümlesiyle sık karıştırılır; Sait Faik'in cümlesi ikinci yarısıyla tamamlanır ve asıl yükü orada taşır.
2. "Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar; burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor."
3. "Ben bayrakları değil, insanları severim."
4. "Eğer doğduğun zaman Havra kapısına bırakırlarsa Yahudi olursun, cami kapısına bırakırlarsa Müslüman, kilise kapısına bırakırlarsa Hristiyan olursun." — Kimliğin ne kadarının tercih olduğunu soran bir cümle.
5. "İnsanoğlunu aldatmak bir zekâ sayılmaz ki. Bence zeki adam, çabuk kanan adamdır." — Kurnazlığı zekâ saymayı tersine çeviren bir hüküm.
Yalnızlık
6. "Milyonluk şehirlerde de yaşasa, insanoğlunun içinde yalnızlık, kendi içine çekilme, sinme günleri doludur."
7. "İnsanı dolu günleri değil, boş günleri dolduruyor." — Kısa ve ters çevrilmiş bir cümle; Sait Faik'in üslubunun tipik örneği.
8. "Ben bir acayip oldum. Gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum."
9. "Kendi peşimi bile bıraktım."
10. "Ben kendim kaç defa, dakikalarca, yol soracak adam seçemediğimi hatırlıyorum." — Çekingenliği bu kadar somut anlatan az cümle vardır.
Ölüm
11. "Ölüm bildiğimiz kadar korkunç bir şey değildi. Yalnız biraz soğuktu, o kadar."
12. "Ölüm var arkadaş, ölüm. Şu köşkün sahibi de ölecek, şu horoz da."
13. "Yeniden doğulmaz. Doğsan bile ne olacak?"
Doğa ve şehir
14. "Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı."
15. "Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz... Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi." — "Son Kuşlar" öyküsünün kapanışı; Türkçede yazılmış ilk çevre metinlerinden sayılır.
Pişmanlık ve yazı
16. "İyi adam, pişman olan adamdır."
17. "O güzel pişmanlık hissi çocuklukta kaldı. Şimdi nerede?"
18. "Ne söylesem boş, ne söylesem anlatamam artık; iyisi susayım, bitireyim hikâyemi." — Anlatmanın sınırını anlatının içinde söylemek: Sait Faik'in öykülerini bitirme biçimidir.
Nereden başlamalı
Semaver (1936) ilk ve en kolay girilen kitabıdır. Lüzumsuz Adam ve Son Kuşlar onun en olgun öykülerini taşır. Alemdağ'da Var Bir Yılan ise en zorlu ve en kişisel kitabıdır; diğerlerinden sonra okumak daha iyi olur.
Kapanış
Sait Faik'in cümleleri kısa, düzensiz ve konuşma diline yakındır; bu yüzden bugün yazılmış gibi durur. Türkçe öyküde "olay anlatmadan da öykü olur" fikrini yerleştiren yazar odur — ve bunu, bir adanın kahvesinde oturup etrafına bakarak yaptı.





