Nasreddin Hoca'nın 13. yüzyılda Akşehir dolaylarında yaşadığı kabul edilir; mezarı Akşehir'dedir. Hayatına dair kesin belge azdır, fıkralarının çoğu sonraki yüzyıllarda derlenmiştir. Bugün Türkçede onun adıyla anlatılan yüzlerce fıkra vardır ve bunların bir kısmı başka kültürlerdeki benzer hikâyelerle ortaktır.
Aşağıdaki sözler, fıkralardan deyim olarak Türkçeye yerleşmiş cümlelerdir: çoğu artık fıkrası anlatılmadan da kullanılır.
Akılda kalan cevaplar
1. "Ya tutarsa?" (Göle maya çalma fıkrası) — Hoca göle yoğurt mayası çalar; "göl maya tutmaz ki" diyenlere verdiği cevaptır. Umudun en kısa savunması.
2. "Ye kürküm ye!" (Davete eski kıyafetle gitme fıkrası) — Eski giysisiyle gittiğinde ilgi görmeyen Hoca, kürkünü giyip döner ve yemekleri kürküne sunar. İnsanların insana değil kılığa davrandığını anlatır.
3. "Parayı veren düdüğü çalar." (Çocuklara düdük alma fıkrası) — Yalnızca para veren çocuğun isteği yerine gelir.
4. "Buyurun cenaze namazına." (Uzayan tartışma fıkrası) — Hoca, sonu gelmeyen bir işi tek cümleyle bitirir. Bugün "konuyu kapatalım" anlamında kullanılır.
5. "Damdan düşen hâlden anlar." (Damdan düşme fıkrası) — Acıyı ancak aynı acıyı yaşayanın anlayacağı.
6. "El elin eşeğini türkü çağırarak arar." (Kaybolan eşek fıkrası) — Başkasının derdi için kimse gerçekten yorulmaz.
Ters mantığın mantığı
7. "Kazan doğurdu." (Ödünç kazan fıkrası) — Komşusundan aldığı kazanı içine küçük bir tencere koyarak geri verir: "Kazan doğurdu."
8. "Öldü de ondan." (Aynı fıkranın devamı) — Kazanı geri istemeye gelen komşuya söylediği cevap. Doğurduğuna inanan, öldüğüne de inanmalıdır.
9. "Fincancı katırlarını ürkütme." (Gereksiz cesaret üzerine anlatılan fıkradan) — Sonucuna katlanamayacağın işe kalkışma.
10. "Bindiği dalı kesmek." (Ağaç dalı fıkrası) — Hoca oturduğu dalı keser; "düşeceksin" diyen adamın haklı çıkmasıyla ona kâhin muamelesi yapar.
11. "Sen de haklısın." (Kadılık fıkrası) — İki tarafı da haklı bulan Hoca'ya "ikisi birden haklı olamaz" denince aynı cevabı üçüncü kişiye de verir.
Ölçü, akıl ve alçakgönüllülük
12. "Eşeğe ters binmek." (Ters binme fıkrası) — Hoca öne geçmemek için eşeğe ters biner; sebebi saçma değil, nezakettir.
13. "İpe un sermek." (Ödünç isteme fıkrası) — Komşusuna bahane uydurur; bugün "oyalamak, kaçamak cevap vermek" demektir.
14. "Bal tutan parmağını yalar." (Bal küpü fıkrasının çizgisinde)
15. "Acele işe şeytan karışır." (Aceleci komşu fıkrasının çizgisinde)
16. "Herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmazdı." (Akıl üzerine fıkralarından)
Hoca'nın kendine dair sözleri
17. "Ben de bilmiyorum ama siz biliyorsanız, aranızdan biri anlatsın." (Kürsüde vaaz fıkrası) — Cemaate "ne anlatacağımı biliyor musunuz?" diye sorup aldığı her cevaba ayrı bir kaçamak bulması.
18. "Sen olmasan bu ev yıkılırdı." (Direk fıkrasının çizgisinde)
19. "Kırkıncı kapıyı açma." (Merak üzerine fıkralarının çizgisinde)
20. "Dünyanın merkezi buradır; inanmıyorsan ölç." (Dünyanın merkezi fıkrası) — Eşeğin ayağını gösterip "tam burası" der; ölçmeyi isteyene de "ölç de gör" der. İspat yükünü karşı tarafa bırakmanın en eski örneği.
Fıkralar kimin?
Nasreddin Hoca fıkralarının tamamının tek bir kişiye ait olmadığı kabul edilir. Yüzyıllar içinde başka gülmecelerden, komşu kültürlerin hikâyelerinden ve halkın kendi buluşlarından gelen anlatılar onun adı altında toplanmıştır. Bazı fıkraların benzerleri Arap, Fars ve Balkan anlatılarında da vardır.
Bu, fıkraların değerini düşürmez: Nasreddin Hoca bir kişiden çok, Türkçenin ortak espri anlayışının adıdır.
Kapanış
Hoca'nın sözleri güldürürken bir şey öğretir ve genelde tek cümledir: "ya tutarsa", "ye kürküm ye", "sen de haklısın". Yedi yüz yıl sonra bir fıkrayı anlatmadan sadece cümlesini söylemenin yeterli olması, o cümlelerin dile ne kadar yerleştiğini gösteriyor.





